ACININ ADI GÖLCÜK

(İHA) - İhlas Haber Ajansı | 17.08.2022 - 09:24, Güncelleme: 17.08.2022 - 09:24
 

ACININ ADI GÖLCÜK

Evler, göçebe toplumdan yerleşik topluma geçtiğimiz günden beri en güvenli limanlarımız … Tıpkı insanlar gibi her birinin bir hikayesi bir kişiliği var. Hiçbiri bir diğerine benzemiyor, Her birinin değişik bir siması var Ve her biri yaşanmışlıklarımızın birer sahnesi …. Ev; yuvadır, korunaktır, mahremiyettir, çocukluktur, masumiyettir … Herkeste farklı çağrışımlar uyandırır ev. Benim için; soğuk kış günlerinde dumanı tüten soba, onun etrafında ailece yapılan kahvaltı ve karıştırılan çayın içindeki çay kaşığının çıkardığı sestir ev .O ses huzurun sesi, birlikteliğin belirtisidir . O ses, beni alır çocukluğuma götürür, tüm yaşanmışlıklarım gözümün önünden bir film şeridi gibi gelir geçer. Birikmiş nice güzel hatıra anlamına gelir evler … Yer; Kocaeli-Gölcük … Saatler 03:02’yi gösterdiğinde derinden gelen bir dalga, karanlığı delerek  ne var ne yoksa önüne kattı , yaktı, yıktı geçti.  Kimi uykusunda yakalandı bu kabusa, kimi ayakta yaşadı saniye saniye felaketi . Türkiye’nin en büyük felaketlerinden biri olarak tarihe kara harflerle yazılan 17 Ağustos 1999 depremi bir çoğunun senelerdir biriktirdiği her şeyi bir anda alıp götürdü. Sadece 45 saniye yetti yaşanmışlıkların üzerini moloz yığınlarıyla örtmeye. Kimi daha hayatının baharındaydı, beklentileri vardı geleceğe dair. Kimi doktor, kimi öğretmen kimi de belki evinin hanımı, beyi olacaktı kim bilir. Kimi ilk torununu kucağına almanın mutluluğunu yaşayacak, kimi oğlunu askere yollayacak, kimi birkaç ay sonra kızının mürüvvetini görecekti belki de kim bilir? Ama olmadı …Küçücük ihmaller büyük ve acı sonuçlar doğurdu ... Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük İlçesi olan  ve büyüklüğü açısından Türkiye'de meydana gelen en büyük ikinci deprem diye ifade edilen 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden 23 yıl geçti. Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın batı bölümünde meydana gelen depremin büyüklüğü Richter ölçeğine göre ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS) tarafından 7.6; Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi tarafından ise 7.8 olarak açıklandı Derinliği 17 kilometre olan sarsıntıda yer kabuğunun sağa doğru hareket ettiği ve 120 kilometrelik bir hat boyunca kırıldığı tespit edildi. Resmi kayıtlara göre; Kocaeli'nde 9 bin 477, Sakarya'da 3 bin 891, Yalova'da 2 bin 504, İstanbul'da 981, Bolu'da 270, Bursa'da 268, Eskişehir'de 86 ve Zonguldak il sınırı içinde de 3 kişi olmak üzere toplam 17 bin 480 kişinin can verdiği büyük felakette yüz binin üzerinde insan da evsiz, yaklaşık 24 bin kişi yaralanırken, birçok kişi de sakat kalmıştı. Sadece Kocaeli bölgesinde 17 bin civarında bina depremin ilk dalgasında çökerken, 91 bin konut orta, 102 bin 822 konut ise az hasar gördü. Binlerce kişinin kazancını sağladığı 14 bin 133 işyeri hasara uğradı. Depremin ardından bölgede yaklaşık 45 bin prefabrik konut yaptırıldı. 150 binin üzerinde vatandaş kalıcı konutlar yapılana kadar prefabrik ve çadırlarda barındı. Depremin ardından yine bildik kelimeler süzüldü dudaklardan “deprem değil güvensiz bina öldürdü”. “Artık bir önemi kaldı mı gerçeği biliyor olmanın ölen öldü” dediğinizi duyar gibiyim. Ama evet çok önemli. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın bir gerçeği deprem ve daha kaç kez böylesi bir doğa olayıyla karşılaşacağız belli değil …Ama felaketi en aza indirgemek elimizde … Japonlar nasıl yaptı ! Aslında cevabını bildiğimiz sorular soruyoruz farkındayım … Çalmadı , çırpmadı ,gözyaşıyla karmadı betonunu. Zamanın şartları neyi gerektiriyorsa onu uyguladı. Her şeyi usulüne göre yaptı. Hepsi bu. Bu kadar ucuz olmamalı insan hayatı, bu kadar vazgeçmemeliyiz insanlığımızdan, bu kadar hırs bürümemeli gözümüzü; ve para kazanma arzusu bu kadar önüne geçmemeli vicdanımızın … Buradan inşaat sektöründeki tüm firmalara seslenmek istiyorum “en büyük mirasınız arkanızda bıraktığınız güven veren huzur dolu yuvalar ve paylaştıkça çoğalan mutluluklar olsun. Akşam yastığa başınızı koyduğunuzda huzur bulmanın yolu işte bu kadar kolay . Unutmadık! 17 Ağustos 1999 / 03:02 Kaybettiklerimizi rahmetle anıyoruz. (KEZBAN SELÇUK)
Evler, göçebe toplumdan yerleşik topluma geçtiğimiz günden beri en güvenli limanlarımız … Tıpkı insanlar gibi her birinin bir hikayesi bir kişiliği var. Hiçbiri bir diğerine benzemiyor, Her birinin değişik bir siması var Ve her biri yaşanmışlıklarımızın birer sahnesi …. Ev; yuvadır, korunaktır, mahremiyettir, çocukluktur, masumiyettir … Herkeste farklı çağrışımlar uyandırır ev. Benim için; soğuk kış günlerinde dumanı tüten soba, onun etrafında ailece yapılan kahvaltı ve karıştırılan çayın içindeki çay kaşığının çıkardığı sestir ev .O ses huzurun sesi, birlikteliğin belirtisidir . O ses, beni alır çocukluğuma götürür, tüm yaşanmışlıklarım gözümün önünden bir film şeridi gibi gelir geçer. Birikmiş nice güzel hatıra anlamına gelir evler … Yer; Kocaeli-Gölcük … Saatler 03:02’yi gösterdiğinde derinden gelen bir dalga, karanlığı delerek  ne var ne yoksa önüne kattı , yaktı, yıktı geçti.  Kimi uykusunda yakalandı bu kabusa, kimi ayakta yaşadı saniye saniye felaketi . Türkiye’nin en büyük felaketlerinden biri olarak tarihe kara harflerle yazılan 17 Ağustos 1999 depremi bir çoğunun senelerdir biriktirdiği her şeyi bir anda alıp götürdü. Sadece 45 saniye yetti yaşanmışlıkların üzerini moloz yığınlarıyla örtmeye. Kimi daha hayatının baharındaydı, beklentileri vardı geleceğe dair. Kimi doktor, kimi öğretmen kimi de belki evinin hanımı, beyi olacaktı kim bilir. Kimi ilk torununu kucağına almanın mutluluğunu yaşayacak, kimi oğlunu askere yollayacak, kimi birkaç ay sonra kızının mürüvvetini görecekti belki de kim bilir? Ama olmadı …Küçücük ihmaller büyük ve acı sonuçlar doğurdu ... Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük İlçesi olan  ve büyüklüğü açısından Türkiye'de meydana gelen en büyük ikinci deprem diye ifade edilen 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden 23 yıl geçti. Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın batı bölümünde meydana gelen depremin büyüklüğü Richter ölçeğine göre ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS) tarafından 7.6; Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi tarafından ise 7.8 olarak açıklandı Derinliği 17 kilometre olan sarsıntıda yer kabuğunun sağa doğru hareket ettiği ve 120 kilometrelik bir hat boyunca kırıldığı tespit edildi. Resmi kayıtlara göre; Kocaeli'nde 9 bin 477, Sakarya'da 3 bin 891, Yalova'da 2 bin 504, İstanbul'da 981, Bolu'da 270, Bursa'da 268, Eskişehir'de 86 ve Zonguldak il sınırı içinde de 3 kişi olmak üzere toplam 17 bin 480 kişinin can verdiği büyük felakette yüz binin üzerinde insan da evsiz, yaklaşık 24 bin kişi yaralanırken, birçok kişi de sakat kalmıştı. Sadece Kocaeli bölgesinde 17 bin civarında bina depremin ilk dalgasında çökerken, 91 bin konut orta, 102 bin 822 konut ise az hasar gördü. Binlerce kişinin kazancını sağladığı 14 bin 133 işyeri hasara uğradı. Depremin ardından bölgede yaklaşık 45 bin prefabrik konut yaptırıldı. 150 binin üzerinde vatandaş kalıcı konutlar yapılana kadar prefabrik ve çadırlarda barındı. Depremin ardından yine bildik kelimeler süzüldü dudaklardan “deprem değil güvensiz bina öldürdü”. “Artık bir önemi kaldı mı gerçeği biliyor olmanın ölen öldü” dediğinizi duyar gibiyim. Ama evet çok önemli. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın bir gerçeği deprem ve daha kaç kez böylesi bir doğa olayıyla karşılaşacağız belli değil …Ama felaketi en aza indirgemek elimizde … Japonlar nasıl yaptı ! Aslında cevabını bildiğimiz sorular soruyoruz farkındayım … Çalmadı , çırpmadı ,gözyaşıyla karmadı betonunu. Zamanın şartları neyi gerektiriyorsa onu uyguladı. Her şeyi usulüne göre yaptı. Hepsi bu. Bu kadar ucuz olmamalı insan hayatı, bu kadar vazgeçmemeliyiz insanlığımızdan, bu kadar hırs bürümemeli gözümüzü; ve para kazanma arzusu bu kadar önüne geçmemeli vicdanımızın … Buradan inşaat sektöründeki tüm firmalara seslenmek istiyorum “en büyük mirasınız arkanızda bıraktığınız güven veren huzur dolu yuvalar ve paylaştıkça çoğalan mutluluklar olsun. Akşam yastığa başınızı koyduğunuzda huzur bulmanın yolu işte bu kadar kolay . Unutmadık! 17 Ağustos 1999 / 03:02 Kaybettiklerimizi rahmetle anıyoruz. (KEZBAN SELÇUK)
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sokeolay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.