Psk. Dan. İkbal Gül Çenesiz
Köşe Yazarı
Psk. Dan. İkbal Gül Çenesiz
 

“YA TAM OLACAK YA HİÇ OLMAYACAK”

Mükemmeliyetçilik çoğu zaman dışarıdan disiplin, yüksek hedefler ve başarı isteği gibi görünebilir. Oysa bazen kişinin harekete geçmesini sağlayan değil, tam tersine onu hareketsiz bırakan bir mekanizmaya da dönüşebilir. Nasıl mı? Mükemmeliyetçi zihin, başlamadan önce sonucun nasıl olması gerektiğini çoktan belirlemiştir: “En iyisini yapmalıyım.”, “Eksiksiz olmalı.”, “Hata yapmamalıyım.” Böyle bir beklenti oluşturulduğunda, yapılan iş yalnızca bir görev olmaktan çıkar; kişinin kendisini değerlendirdiği bir alana dönüşür. Başarısız olma ihtimali ise yalnızca bir sonuç değil, benlik algısına yönelik bir tehdit gibi hissedilebilir. İşte bu noktada eylemsizlik devreye girer. Kişi çalışmak istemediği için değil, başladığında yeterince iyi yapamayacağından korktuğu için başlayamaz. Ertelemek kısa vadede rahatlatıcıdır. Çünkü kişi henüz başarısız olmamıştır, eksik değildir ve kendisini değerlendirmek zorunda kalmamıştır. Ancak bu rahatlama geçicidir. Zaman geçtikçe suçluluk ve kaygı artar; “Neden başlamadım?” düşüncesi devreye girer. Ardından kişi kendisine daha fazla baskı yapar ve yeniden mükemmel bir performans göstermesi gerektiğine inanır. Bu şekilde bir döngü ortaya çıkar: Yüksek beklenti → Hata yapma korkusu → Erteleme/kaçınma → Kısa süreli rahatlama → Suçluluk ve kaygı → Daha yüksek beklenti → Yeniden eylemsizlik… Buradaki önemli nokta şu: Eylemsizlik her zaman tembellik değildir. Bazen kişinin kendisini başarısızlık, eleştirilme veya yetersizlik hissinden koruma biçimidir. Bir başka ifadeyle, bir savunma biçimi olarak da ortaya çıkabilir. Mükemmeliyetçilikten çıkış, “daha çok çalışmak”tan önce mükemmel yapmak zorunda olmadığını kabul etmekle başlar. Hataların da sürecin doğal bir parçası olduğunu bilmek, hata yapmama baskısından biraz olsun uzaklaşmanı ve kendine hareket edebileceğin bir alan açmanı sağlar. Çünkü bazen ihtiyacımız olan şey daha fazla motivasyon değil, hareket edebileceğimiz kadar küçük bir alan yaratmaktır. “Bir işi mükemmel yapmak zorunda değilsin. Başlamak, bitirmekten önce gelir. Ve çoğu zaman ilerleme; kusursuz adımlarla değil, atılmış küçük, eksik ve gerçek adımlarla mümkün olur.” Bu düşünceyi kabul etmek, kişinin kendisine uyguladığı baskıyı azaltarak eyleme geçmesini kolaylaştırabilir. Büyük görünen işleri küçük adımlara bölmek, erteleme ve eylemsizlik döngüsünü zamanla kırabilir. Döngü kırıldıkça, zihnimizde büyüttüğümüz işlerin aslında düşündüğümüz kadar zor olmadığını fark etmeye başlarız. Ve çoğu zaman bu sürece rahatlama, yeterlilik ve tatmin duygusu eşlik eder. Kusursuz olmak zorunda değilsin. Sadece başlamaya izin ver. Özel Yeni Söke Okulları Psikolojik Danışmanı İkbal Gül Çenesiz
Ekleme Tarihi: 31 Ağustos 2026 -Pazartesi

“YA TAM OLACAK YA HİÇ OLMAYACAK”

Mükemmeliyetçilik çoğu zaman dışarıdan disiplin, yüksek hedefler ve başarı isteği gibi görünebilir. Oysa bazen kişinin harekete geçmesini sağlayan değil, tam tersine onu hareketsiz bırakan bir mekanizmaya da dönüşebilir. Nasıl mı?

Mükemmeliyetçi zihin, başlamadan önce sonucun nasıl olması gerektiğini çoktan belirlemiştir: “En iyisini yapmalıyım.”, “Eksiksiz olmalı.”, “Hata yapmamalıyım.” Böyle bir beklenti oluşturulduğunda, yapılan iş yalnızca bir görev olmaktan çıkar; kişinin kendisini değerlendirdiği bir alana dönüşür. Başarısız olma ihtimali ise yalnızca bir sonuç değil, benlik algısına yönelik bir tehdit gibi hissedilebilir. İşte bu noktada eylemsizlik devreye girer.

Kişi çalışmak istemediği için değil, başladığında yeterince iyi yapamayacağından korktuğu için başlayamaz. Ertelemek kısa vadede rahatlatıcıdır. Çünkü kişi henüz başarısız olmamıştır, eksik değildir ve kendisini değerlendirmek zorunda kalmamıştır. Ancak bu rahatlama geçicidir. Zaman geçtikçe suçluluk ve kaygı artar; “Neden başlamadım?” düşüncesi devreye girer. Ardından kişi kendisine daha fazla baskı yapar ve yeniden mükemmel bir performans göstermesi gerektiğine inanır.

Bu şekilde bir döngü ortaya çıkar:

Yüksek beklenti → Hata yapma korkusu → Erteleme/kaçınma → Kısa süreli rahatlama → Suçluluk ve kaygı → Daha yüksek beklenti → Yeniden eylemsizlik…

Buradaki önemli nokta şu: Eylemsizlik her zaman tembellik değildir. Bazen kişinin kendisini başarısızlık, eleştirilme veya yetersizlik hissinden koruma biçimidir. Bir başka ifadeyle, bir savunma biçimi olarak da ortaya çıkabilir.

Mükemmeliyetçilikten çıkış, “daha çok çalışmak”tan önce mükemmel yapmak zorunda olmadığını kabul etmekle başlar. Hataların da sürecin doğal bir parçası olduğunu bilmek, hata yapmama baskısından biraz olsun uzaklaşmanı ve kendine hareket edebileceğin bir alan açmanı sağlar.

Çünkü bazen ihtiyacımız olan şey daha fazla motivasyon değil, hareket edebileceğimiz kadar küçük bir alan yaratmaktır.

“Bir işi mükemmel yapmak zorunda değilsin. Başlamak, bitirmekten önce gelir. Ve çoğu zaman ilerleme; kusursuz adımlarla değil, atılmış küçük, eksik ve gerçek adımlarla mümkün olur.”

Bu düşünceyi kabul etmek, kişinin kendisine uyguladığı baskıyı azaltarak eyleme geçmesini kolaylaştırabilir. Büyük görünen işleri küçük adımlara bölmek, erteleme ve eylemsizlik döngüsünü zamanla kırabilir.

Döngü kırıldıkça, zihnimizde büyüttüğümüz işlerin aslında düşündüğümüz kadar zor olmadığını fark etmeye başlarız. Ve çoğu zaman bu sürece rahatlama, yeterlilik ve tatmin duygusu eşlik eder.

Kusursuz olmak zorunda değilsin.

Sadece başlamaya izin ver.

Özel Yeni Söke Okulları Psikolojik Danışmanı İkbal Gül Çenesiz

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sokeolay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.