SAMİ KOCAKAYA
Köşe Yazarı
SAMİ KOCAKAYA
 

BÜYÜK MENDERES NEHRİ’NİN NOSTALJİK GEMİLERİ – SALLAR

Antik çağlardan bu yana insanoğlu yerleşim yerlerini genellikle akarsuların yakınına kurmuştur. Akarsular, insanlık tarihinin en önemli medeniyet kaynaklarından biri olurken; karşı kıyıya geçiş ve mevsimsel su taşkınları da ciddi sorunlar yaratmıştır. Bu nedenle insanlar, akarsu yakınlarındaki dağ yamaçlarını ya da küçük tepecikleri yerleşim alanı olarak tercih etmiş, böylece taşkınlardan korunmayı amaçlamışlardır. Karşıya geçiş için ise yörede “sal” adı verilen, dönemin insanlarının adeta “gemi” olarak nitelendirdiği araçlar kullanılmıştır. Salın bulunduğu alan “gemi başı” olarak adlandırılmıştır. Nehir kenarlarında oluşan tatlı su birikintileri, sivrisinek popülasyonunun artmasına zemin hazırlamış; sivrisinekler aracılığıyla taşınan Plasmodium malaria paraziti, bölgede sıtma hastalığının yayılmasına neden olmuştur. Bu hastalık, birçok antik medeniyetin gerilemesine hatta yok olmasına yol açmıştır. Büyük Menderes Nehri yakınında kurulan Milet (Balat), Priene (Güllübahçe) ve Myus (Avşar) kentlerinin önemini kaybetmesinde de sıtmanın etkisi büyüktür. Yaklaşık 500 km uzunluğa sahip olan Büyük Menderes Nehri, düzenli su akışına ve yeterli derinliğe sahip olmaması nedeniyle sürekli su taşımacılığına elverişli olmamıştır. Ancak mevsimsel olarak, özellikle su seviyesinin uygun olduğu dönemlerde taşımacılık yapılmıştır. 1960’lı yılların sonuna kadar nehir üzerinde kayıklarla yolcu ve yük taşındığı bilinmektedir. Bu dönemde, taşımacılık yapan bir kayığın Akyeniköy–Dalyan bölgesinde inşa edilen köprünün ayaklarına çarpması sonucu ölümlü kazaların yaşandığı da kayıtlara geçmiştir. Büyük Menderes Nehri genellikle enine, yani bir yakadan diğerine sallar aracılığıyla geçilmiştir. Söke Bağarası (Mandice) bölgesinden nehrin denize döküldüğü alana kadar 8 adet sal noktası tespit edilmiştir. Salların kesin yapım tarihleri bilinmemekle birlikte, bazılarının 1970’li yıllara kadar kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bölgemizde sırasıyla; Burunköy Salı, Çalıköy Salı, Avşar Salı, Sarıkemer Salı, Dalyan Salı, Balat Salı, Fahri Tanman Salı ve Batmaz Salı’nın kurulum yerleri bilinmektedir. Bu sallar, 5–6 yüklü deveyi ya da bir traktörü karşı kıyıya geçirebilecek kapasitede olup, yaklaşık 40–50 metrekarelik bir yüzey alanına sahiptir. İnsanlar ve yükler, belirli bir ücret karşılığında saldan geçirilmiştir. Koyun ve keçi gibi hayvanlar ise genellikle sal yerine nehrin sığ kesimlerinden yüzdürülerek karşıya geçirilmiştir. Büyük Menderes kıyısında, yaz aylarında hayvanların sulandığı uygun alanlara yörede “suat” adı verilmiştir. Yapı olarak sallar, yaklaşık 50 cm derinliğe sahip olup, yolcuların oturabilmesi için kenar bölümleri bulunmaktadır. Nehrin iki yakasına sabitlenmiş direkler arasında, palamar adı verilen kalın bir ip gerilidir. Sal, ikizkenar üçgen formunda olup, ön kısmında ucu hafif havaya kalkık sivri bir yapı yer alır. Arka bölümünde ise birkaç metre uzunluğunda kuyruk ipi bulunur. Bu kısımda biri sabit, diğeri döner şekilde tasarlanmış iki direk yer almakta; palamar ipi döner direğe temas etmektedir. Bir kişinin palamar ipini elle çekmesiyle sal, yaklaşık üç tonluk yükü bir kıyıdan diğerine rahatlıkla taşıyabilmektedir. Bu mekanik sistemin benzeri, yelkenli teknelerde de kullanılmaktadır. Sal kullanılan bölgelerde, nehir kenarına genellikle çit evler inşa edilmiştir. Bu evler, sal işletmesini yürüten görevlinin barınması, dinlenmesi ve günlük ihtiyaçlarını karşılaması amacıyla yapılmıştır. Büyük Menderes Nehri’nin kış aylarında değişkenlik gösteren su seviyesi nedeniyle, bu evler ve sallar zamanla kullanım dışı kalmıştır. Sallar, Kurtuluş Savaşı yıllarında bölge halkı için adeta bir hayat memat meselesi hâline gelmiştir. Büyük Menderes Nehri’nin güneyi İtalyan, kuzeyi ise Yunan kuvvetlerinin kontrolüne bırakılmıştır. Yunan kuvvetleri Söke’yi 1920, 1921 ve 1922 yıllarında üç kez işgal etmiştir. Bu süreçte Söke Ovası’na inen işgal güçleri, halkın hayvanlarına, mallarına ve parasına el koymuş; birçok acı olay yaşanmıştır. Bu olaylardan birinde, Sarıkemer’in ova kesimindeki tüm mallara el konulmuş, Musa Efendi’ye ait ev hariç tüm evler yakılmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında (Söke’nin birinci işgali esnasında) Sarıkemerli Çinelioğlu Mehmet, kendi gözleri önünde kaçmaya çalışan Çakıroğlu Süleyman, Koca Ömeroğlu İsmail ve Karadervişoğlu Süleyman’ın Yunan askerleri tarafından şehit edilişine tanıklık etmiştir. Canını ve malını kurtarmak isteyen halk, Sarıkemer’deki eski taş köprüye ve sallara yönelmiştir. Yüzme bilmeyen pek çok insan nehirde boğularak hayatını kaybetmiştir. Beşparmak Dağları’ndaki kışlaklarda yaşayan Karatekeli Yörüklerinden Gök Hasan oğlu obası, hayvanlarını otlatmak için Söke Ovası’na inememiş; işgal yıllarında kışlak olarak Selimiye Yaşyer Ovası’nı tercih etmek zorunda kalmıştır. SAMİ KOCAKAYA
Ekleme Tarihi: 08 Şubat 2026 -Pazar

BÜYÜK MENDERES NEHRİ’NİN NOSTALJİK GEMİLERİ – SALLAR

Antik çağlardan bu yana insanoğlu yerleşim yerlerini genellikle akarsuların yakınına kurmuştur. Akarsular, insanlık tarihinin en önemli medeniyet kaynaklarından biri olurken; karşı kıyıya geçiş ve mevsimsel su taşkınları da ciddi sorunlar yaratmıştır. Bu nedenle insanlar, akarsu yakınlarındaki dağ yamaçlarını ya da küçük tepecikleri yerleşim alanı olarak tercih etmiş, böylece taşkınlardan korunmayı amaçlamışlardır.

Karşıya geçiş için ise yörede “sal” adı verilen, dönemin insanlarının adeta “gemi” olarak nitelendirdiği araçlar kullanılmıştır. Salın bulunduğu alan “gemi başı” olarak adlandırılmıştır. Nehir kenarlarında oluşan tatlı su birikintileri, sivrisinek popülasyonunun artmasına zemin hazırlamış; sivrisinekler aracılığıyla taşınan Plasmodium malaria paraziti, bölgede sıtma hastalığının yayılmasına neden olmuştur. Bu hastalık, birçok antik medeniyetin gerilemesine hatta yok olmasına yol açmıştır. Büyük Menderes Nehri yakınında kurulan Milet (Balat), Priene (Güllübahçe) ve Myus (Avşar) kentlerinin önemini kaybetmesinde de sıtmanın etkisi büyüktür.

Yaklaşık 500 km uzunluğa sahip olan Büyük Menderes Nehri, düzenli su akışına ve yeterli derinliğe sahip olmaması nedeniyle sürekli su taşımacılığına elverişli olmamıştır. Ancak mevsimsel olarak, özellikle su seviyesinin uygun olduğu dönemlerde taşımacılık yapılmıştır. 1960’lı yılların sonuna kadar nehir üzerinde kayıklarla yolcu ve yük taşındığı bilinmektedir. Bu dönemde, taşımacılık yapan bir kayığın Akyeniköy–Dalyan bölgesinde inşa edilen köprünün ayaklarına çarpması sonucu ölümlü kazaların yaşandığı da kayıtlara geçmiştir.

Büyük Menderes Nehri genellikle enine, yani bir yakadan diğerine sallar aracılığıyla geçilmiştir. Söke Bağarası (Mandice) bölgesinden nehrin denize döküldüğü alana kadar 8 adet sal noktası tespit edilmiştir. Salların kesin yapım tarihleri bilinmemekle birlikte, bazılarının 1970’li yıllara kadar kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bölgemizde sırasıyla; Burunköy Salı, Çalıköy Salı, Avşar Salı, Sarıkemer Salı, Dalyan Salı, Balat Salı, Fahri Tanman Salı ve Batmaz Salı’nın kurulum yerleri bilinmektedir.

Bu sallar, 5–6 yüklü deveyi ya da bir traktörü karşı kıyıya geçirebilecek kapasitede olup, yaklaşık 40–50 metrekarelik bir yüzey alanına sahiptir. İnsanlar ve yükler, belirli bir ücret karşılığında saldan geçirilmiştir. Koyun ve keçi gibi hayvanlar ise genellikle sal yerine nehrin sığ kesimlerinden yüzdürülerek karşıya geçirilmiştir. Büyük Menderes kıyısında, yaz aylarında hayvanların sulandığı uygun alanlara yörede “suat” adı verilmiştir.

Yapı olarak sallar, yaklaşık 50 cm derinliğe sahip olup, yolcuların oturabilmesi için kenar bölümleri bulunmaktadır. Nehrin iki yakasına sabitlenmiş direkler arasında, palamar adı verilen kalın bir ip gerilidir. Sal, ikizkenar üçgen formunda olup, ön kısmında ucu hafif havaya kalkık sivri bir yapı yer alır. Arka bölümünde ise birkaç metre uzunluğunda kuyruk ipi bulunur. Bu kısımda biri sabit, diğeri döner şekilde tasarlanmış iki direk yer almakta; palamar ipi döner direğe temas etmektedir. Bir kişinin palamar ipini elle çekmesiyle sal, yaklaşık üç tonluk yükü bir kıyıdan diğerine rahatlıkla taşıyabilmektedir. Bu mekanik sistemin benzeri, yelkenli teknelerde de kullanılmaktadır.

Sal kullanılan bölgelerde, nehir kenarına genellikle çit evler inşa edilmiştir. Bu evler, sal işletmesini yürüten görevlinin barınması, dinlenmesi ve günlük ihtiyaçlarını karşılaması amacıyla yapılmıştır. Büyük Menderes Nehri’nin kış aylarında değişkenlik gösteren su seviyesi nedeniyle, bu evler ve sallar zamanla kullanım dışı kalmıştır.

Sallar, Kurtuluş Savaşı yıllarında bölge halkı için adeta bir hayat memat meselesi hâline gelmiştir. Büyük Menderes Nehri’nin güneyi İtalyan, kuzeyi ise Yunan kuvvetlerinin kontrolüne bırakılmıştır. Yunan kuvvetleri Söke’yi 1920, 1921 ve 1922 yıllarında üç kez işgal etmiştir. Bu süreçte Söke Ovası’na inen işgal güçleri, halkın hayvanlarına, mallarına ve parasına el koymuş; birçok acı olay yaşanmıştır. Bu olaylardan birinde, Sarıkemer’in ova kesimindeki tüm mallara el konulmuş, Musa Efendi’ye ait ev hariç tüm evler yakılmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında (Söke’nin birinci işgali esnasında) Sarıkemerli Çinelioğlu Mehmet, kendi gözleri önünde kaçmaya çalışan Çakıroğlu Süleyman, Koca Ömeroğlu İsmail ve Karadervişoğlu Süleyman’ın Yunan askerleri tarafından şehit edilişine tanıklık etmiştir.

Canını ve malını kurtarmak isteyen halk, Sarıkemer’deki eski taş köprüye ve sallara yönelmiştir. Yüzme bilmeyen pek çok insan nehirde boğularak hayatını kaybetmiştir. Beşparmak Dağları’ndaki kışlaklarda yaşayan Karatekeli Yörüklerinden Gök Hasan oğlu obası, hayvanlarını otlatmak için Söke Ovası’na inememiş; işgal yıllarında kışlak olarak Selimiye Yaşyer Ovası’nı tercih etmek zorunda kalmıştır.

SAMİ KOCAKAYA

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sokeolay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.