SAMİ KOCAKAYA
Köşe Yazarı
SAMİ KOCAKAYA
 

BÜYÜK MENDERES NEHRİ’NİN NOSTALJİK KÖPRÜLERİ – SALLAR-2

Ağaç kökü üzerinde büyür. Atalarımızdan miras kalan sosyal değerleri ve kültürümüzü içselleştirdiğimizde, bugünümüzü ve geleceğimizi sağlam temeller üzerine inşa edebiliriz. Yaşatılan mirastan öte, kendi benliğiyle yaşayan bir mirasa daha çok ihtiyaç vardır. İnsan yaşadıkça dil, kültür, tarih ve inanç gibi sosyal miras da onunla birlikte yaşar. İnsanımızı yaşatalım, değerlerimizi hatırlatalım ki bu coğrafyada sonsuza dek var olalım, bir olalım. Sarıkemer Salı, köy içinden geçen Büyük Menderes Nehri üzerinde, eski taş köprü ile yeni köprünün tam orta kısmında yer alıyordu. 1962 yılına kadar kullanılan bu sal, suların az olduğu dönemlerde taş köprüyle birlikte bölge halkının ulaşım ihtiyacını karşılıyordu. Taş köprü su altında kaldığında bölgenin tek ulaşım kaynağıydı. Sarıkemer’de 1934-1962 yılları arasında ilkokula giden çocuklar bu salı kullandı. Sal korkusu nedeniyle pek çok çocuk okul hayatından mahrum kaldı. Sal, bir dönem Mehmet Yavaş, İbrahim Kaptan, Hacı Kasım Çeliker ve İdris Yirmibeş tarafından işletildi. Sarıkemer’de 1930 yılında Muhtar Köse Tahir’in girişimiyle başlatılan okul, 1934’te Hüseyin Avni Özbaş’ın katkılarıyla hizmete açıldı. Ancak Büyük Menderes üzerindeki saldan karşıya geçmenin tehlikeli olması nedeniyle pek çok çocuk okula gitmekte zorluk yaşadı. 1937 Ege Askerî Manevrası’na katılan komutanlar da bu saldan geçerek Mustafa Ali Efendi’nin kahvehanesinde çay içti. Sarıkemer Salı’na ait elimizdeki tek fotoğraf, 1950’li yıllarda Almanya’da çalışan Ahmet Turgut (Eminin Ahmet) tarafından karşı mahalledeki evinin bahçesinden çekildi. Fotoğrafta arka planda görülen evlerin Geygel İbrahim’in (Eğrikülah) babasına ait olduğu belirtilmektedir. Sal bölgesinde, başrolünde Kemal Sunal’ın yer aldığı İnatçı filmi 1988 yılında çekildi. Burunköy Salı, Bağarası ve çevre köyler için büyük ticari önem taşımaktaydı. Günümüzde demir köprünün bulunduğu noktada yer alıyordu ve 1980’li yıllara kadar kullanıldı. Bölgede yapılan tahta köprü de bir dönem hizmet verdi. Kış aylarında Büyük Menderes’in su seviyesinin aşırı yükselmesi, geçmişte olduğu gibi bugün de ulaşımda ciddi sıkıntılara yol açmaktadır. Çalıköy yakınlarındaki sal, bugünkü demir köprünün bulunduğu yerdeydi ve 1970’li yıllara kadar kullanıldı. Karacahayıt, Köprüalan, Karakaya ve Çalıköy’de yaşayanlar ile göçebe Yörükler için büyük kolaylık sağladı. Bir dönem Hababam tarafından işletildi. Bölgeye köprü ve bağlantı yolu yapılmasıyla salın kullanım ömrü sona erdi. Avşar Salı, Avara Tepe bölgesinde kurulmuştu. Büyük Menderes’in yatağını değiştirmesi nedeniyle üç kez, her seferinde yaklaşık 100 metre kuzeydoğuya taşındı. 1940, 1950 ve 1960’lı yıllarda Çalıköy’den Gökgöz, Sarıkemer’den Ali Hoca İsmail, Avşar’dan Çerkez Muharrem, Özbaş’tan Yusuf ve İmam tarafından işletildi. 1951 yılında Avşar köyüne getirilen üç adet Ferguson marka traktör bu sal aracılığıyla karşı kıyıya geçirildi. Ayrıca 1952 yılında başrolünde Muhterem Nur’un yer aldığı Boş Beşik filmine ait bazı sahneler Avşar Salı’nın bulunduğu bölgede çekildi. Dalyan bölgesindeki sal, demir köprünün yaklaşık 150 metre doğusunda bulunuyordu. Akbük ve Bafa’dan gelen insan ve yükler burada Büyük Menderes’i geçerek yaklaşık 100 metre genişliğindeki ova yolunu takip edip Sarıkemer’e ulaşıyordu. Bugün bu noktada, nehir sularını biriktirmek amacıyla yapılan lastik şişme baraj bulunmaktadır. Tutulan sular Bafa Gölü’ne gönderilmektedir. Salın hemen doğusunda, 1978 yılına kadar Bafa Gölü’nün sahibi Özbaş ailesine ait bir çiftlik yer alıyordu. 1955 yılında Söke–Milas karayolunun yapılması ve nehir üzerine köprü inşa edilmesiyle Dalyan Salı işlevini yitirerek tarih sahnesinden çekildi. Balat Salı, Milet Antik Kenti’nde bulunan İlyas Bey Camii yakınındaki “Çakmak” mevkiindeydi. Tarihsel olarak en uzun ömürlü sallardan biri oldu ve Didim bölgesinin adeta can damarıydı. Muhtarlık tarafından ihale usulüyle işletmeye verilirdi. 1950-1953 yılları arasında yıllık 3 liraya Mersinli Memiş Yıldız tarafından işletildi. Ayrıca Mehmet Kanlı da bir dönem bu salı çalıştırdı. Fahri Tanman Salı, yalnızca kendi çiftliği ve özel işleri için kurulmuştu. Milet Antik Kenti’nin kuzeybatısında, Pandili Azmağı ve Çakalbükü olarak bilinen bölgede yer alıyordu. Selanik göçmeni olan Tanman ailesi, mübadele kapsamında Rum Benlioğlu’na ait 50.000 dönüm araziye sahip oldu. Uzun yıllar bu toprakları Yörüklere otlak olarak verdiler. 1949 yılında toprak reformu söylentileri üzerine bölgeye taşınarak sulu tarım ve pamuk üretimine başladılar. Avrupa ve Amerika’dan uzmanlar getirerek modern pamuk tarımını geliştirdiler. Tanman ailesi, bölgede modern tarımın ve makineleşmenin öncüsü oldu. Batmaz Salı, bugün karayolunun geçtiği bölgede yer alıyordu. Batnas Tepe (antik çağda Lade Adası) ile Tuzburgazı arasındaki ulaşımı sağlıyordu. Bir dönem “Gemici Mehmet Ali” tarafından işletildi. 1956 yılında başrolünde Sezer Sezin’in yer aldığı Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi filmi bu bölgede çekildi. 1957’de yapılan tahta köprü, 1969’a kadar hizmet verdi. Ancak artan insan ve makine trafiği nedeniyle yetersiz kaldı. Stabilize yol ve demir köprü inşa edilince tahta köprü de kullanım dışı kaldı. Büyük Menderes Nehri, 1958’de Kemer ve 1960’ta Adıgüzel Barajı’nın su tutmaya başlamasıyla kontrol altına alınmaya çalışıldı. Taşkın suları barajlarda depolanarak ovanın zarar görmesi bir miktar önlendi. Günümüzde pek çok baraj ve gölet yapılmasına rağmen seller ve taşkın suları nedeniyle zor duruma düşülmektedir. Menderes Nehri, kendisine barajlarla gem vurulsa da tarihî misyonunu yerine getirmektedir. Menderes’in hırçınlığına rağmen Söke Ovası’nda modern tarım önemli ölçüde gelişti. Bir zamanlar orduları bir kıyıdan diğerine taşıyan sallar bugün yok. Oysa bu bölgelerden birine yapılacak modern bir sal ile atalarımızın kültürünü hem yaşayabilir hem de yaşatabiliriz. Ege Denizi’nden Büyük Menderes Nehri’ne giriş yapan gezi tekneleri yoluna devam ederek neden Bafa Gölü’nü de gezmesin? 50 kilometrelik kıyı şeridi, damak tatları, tarihî adaları, kaya resimleri, kaya mezarları, Endimion efsanesi, Athena Tapınağı, mozaik kaplı Roma hamamı, kiliseleri, şapelleri ve Herakleia Antik Kenti ziyaretçilerini bekliyor. SAMİ KOCAKAYA
Ekleme Tarihi: 22 Şubat 2026 -Pazar

BÜYÜK MENDERES NEHRİ’NİN NOSTALJİK KÖPRÜLERİ – SALLAR-2

Ağaç kökü üzerinde büyür. Atalarımızdan miras kalan sosyal değerleri ve kültürümüzü içselleştirdiğimizde, bugünümüzü ve geleceğimizi sağlam temeller üzerine inşa edebiliriz. Yaşatılan mirastan öte, kendi benliğiyle yaşayan bir mirasa daha çok ihtiyaç vardır.

İnsan yaşadıkça dil, kültür, tarih ve inanç gibi sosyal miras da onunla birlikte yaşar. İnsanımızı yaşatalım, değerlerimizi hatırlatalım ki bu coğrafyada sonsuza dek var olalım, bir olalım.

Sarıkemer Salı, köy içinden geçen Büyük Menderes Nehri üzerinde, eski taş köprü ile yeni köprünün tam orta kısmında yer alıyordu. 1962 yılına kadar kullanılan bu sal, suların az olduğu dönemlerde taş köprüyle birlikte bölge halkının ulaşım ihtiyacını karşılıyordu. Taş köprü su altında kaldığında bölgenin tek ulaşım kaynağıydı. Sarıkemer’de 1934-1962 yılları arasında ilkokula giden çocuklar bu salı kullandı. Sal korkusu nedeniyle pek çok çocuk okul hayatından mahrum kaldı.

Sal, bir dönem Mehmet Yavaş, İbrahim Kaptan, Hacı Kasım Çeliker ve İdris Yirmibeş tarafından işletildi.

Sarıkemer’de 1930 yılında Muhtar Köse Tahir’in girişimiyle başlatılan okul, 1934’te Hüseyin Avni Özbaş’ın katkılarıyla hizmete açıldı. Ancak Büyük Menderes üzerindeki saldan karşıya geçmenin tehlikeli olması nedeniyle pek çok çocuk okula gitmekte zorluk yaşadı. 1937 Ege Askerî Manevrası’na katılan komutanlar da bu saldan geçerek Mustafa Ali Efendi’nin kahvehanesinde çay içti.

Sarıkemer Salı’na ait elimizdeki tek fotoğraf, 1950’li yıllarda Almanya’da çalışan Ahmet Turgut (Eminin Ahmet) tarafından karşı mahalledeki evinin bahçesinden çekildi. Fotoğrafta arka planda görülen evlerin Geygel İbrahim’in (Eğrikülah) babasına ait olduğu belirtilmektedir. Sal bölgesinde, başrolünde Kemal Sunal’ın yer aldığı İnatçı filmi 1988 yılında çekildi.

Burunköy Salı, Bağarası ve çevre köyler için büyük ticari önem taşımaktaydı. Günümüzde demir köprünün bulunduğu noktada yer alıyordu ve 1980’li yıllara kadar kullanıldı. Bölgede yapılan tahta köprü de bir dönem hizmet verdi. Kış aylarında Büyük Menderes’in su seviyesinin aşırı yükselmesi, geçmişte olduğu gibi bugün de ulaşımda ciddi sıkıntılara yol açmaktadır.

Çalıköy yakınlarındaki sal, bugünkü demir köprünün bulunduğu yerdeydi ve 1970’li yıllara kadar kullanıldı. Karacahayıt, Köprüalan, Karakaya ve Çalıköy’de yaşayanlar ile göçebe Yörükler için büyük kolaylık sağladı. Bir dönem Hababam tarafından işletildi. Bölgeye köprü ve bağlantı yolu yapılmasıyla salın kullanım ömrü sona erdi.

Avşar Salı, Avara Tepe bölgesinde kurulmuştu. Büyük Menderes’in yatağını değiştirmesi nedeniyle üç kez, her seferinde yaklaşık 100 metre kuzeydoğuya taşındı. 1940, 1950 ve 1960’lı yıllarda Çalıköy’den Gökgöz, Sarıkemer’den Ali Hoca İsmail, Avşar’dan Çerkez Muharrem, Özbaş’tan Yusuf ve İmam tarafından işletildi.

1951 yılında Avşar köyüne getirilen üç adet Ferguson marka traktör bu sal aracılığıyla karşı kıyıya geçirildi. Ayrıca 1952 yılında başrolünde Muhterem Nur’un yer aldığı Boş Beşik filmine ait bazı sahneler Avşar Salı’nın bulunduğu bölgede çekildi.

Dalyan bölgesindeki sal, demir köprünün yaklaşık 150 metre doğusunda bulunuyordu. Akbük ve Bafa’dan gelen insan ve yükler burada Büyük Menderes’i geçerek yaklaşık 100 metre genişliğindeki ova yolunu takip edip Sarıkemer’e ulaşıyordu.

Bugün bu noktada, nehir sularını biriktirmek amacıyla yapılan lastik şişme baraj bulunmaktadır. Tutulan sular Bafa Gölü’ne gönderilmektedir. Salın hemen doğusunda, 1978 yılına kadar Bafa Gölü’nün sahibi Özbaş ailesine ait bir çiftlik yer alıyordu. 1955 yılında Söke–Milas karayolunun yapılması ve nehir üzerine köprü inşa edilmesiyle Dalyan Salı işlevini yitirerek tarih sahnesinden çekildi.

Balat Salı, Milet Antik Kenti’nde bulunan İlyas Bey Camii yakınındaki “Çakmak” mevkiindeydi. Tarihsel olarak en uzun ömürlü sallardan biri oldu ve Didim bölgesinin adeta can damarıydı. Muhtarlık tarafından ihale usulüyle işletmeye verilirdi. 1950-1953 yılları arasında yıllık 3 liraya Mersinli Memiş Yıldız tarafından işletildi. Ayrıca Mehmet Kanlı da bir dönem bu salı çalıştırdı.

Fahri Tanman Salı, yalnızca kendi çiftliği ve özel işleri için kurulmuştu. Milet Antik Kenti’nin kuzeybatısında, Pandili Azmağı ve Çakalbükü olarak bilinen bölgede yer alıyordu. Selanik göçmeni olan Tanman ailesi, mübadele kapsamında Rum Benlioğlu’na ait 50.000 dönüm araziye sahip oldu. Uzun yıllar bu toprakları Yörüklere otlak olarak verdiler. 1949 yılında toprak reformu söylentileri üzerine bölgeye taşınarak sulu tarım ve pamuk üretimine başladılar. Avrupa ve Amerika’dan uzmanlar getirerek modern pamuk tarımını geliştirdiler. Tanman ailesi, bölgede modern tarımın ve makineleşmenin öncüsü oldu.

Batmaz Salı, bugün karayolunun geçtiği bölgede yer alıyordu. Batnas Tepe (antik çağda Lade Adası) ile Tuzburgazı arasındaki ulaşımı sağlıyordu. Bir dönem “Gemici Mehmet Ali” tarafından işletildi. 1956 yılında başrolünde Sezer Sezin’in yer aldığı Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi filmi bu bölgede çekildi.

1957’de yapılan tahta köprü, 1969’a kadar hizmet verdi. Ancak artan insan ve makine trafiği nedeniyle yetersiz kaldı. Stabilize yol ve demir köprü inşa edilince tahta köprü de kullanım dışı kaldı.

Büyük Menderes Nehri, 1958’de Kemer ve 1960’ta Adıgüzel Barajı’nın su tutmaya başlamasıyla kontrol altına alınmaya çalışıldı. Taşkın suları barajlarda depolanarak ovanın zarar görmesi bir miktar önlendi. Günümüzde pek çok baraj ve gölet yapılmasına rağmen seller ve taşkın suları nedeniyle zor duruma düşülmektedir. Menderes Nehri, kendisine barajlarla gem vurulsa da tarihî misyonunu yerine getirmektedir. Menderes’in hırçınlığına rağmen Söke Ovası’nda modern tarım önemli ölçüde gelişti. Bir zamanlar orduları bir kıyıdan diğerine taşıyan sallar bugün yok. Oysa bu bölgelerden birine yapılacak modern bir sal ile atalarımızın kültürünü hem yaşayabilir hem de yaşatabiliriz.

Ege Denizi’nden Büyük Menderes Nehri’ne giriş yapan gezi tekneleri yoluna devam ederek neden Bafa Gölü’nü de gezmesin? 50 kilometrelik kıyı şeridi, damak tatları, tarihî adaları, kaya resimleri, kaya mezarları, Endimion efsanesi, Athena Tapınağı, mozaik kaplı Roma hamamı, kiliseleri, şapelleri ve Herakleia Antik Kenti ziyaretçilerini bekliyor.

SAMİ KOCAKAYA

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve sokeolay.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.