Batı Anadolu’nun yazları kurak geçen kıyı kuşağında, su temini tarih boyunca hayati bir sorun olmuştur. Bu ihtiyaca yönelik geliştirilen en önemli çözümlerden biri sarnıçlardır. Didim’den Marmaris’e kadar uzanan bölgede yaygın olarak görülen bu yapılar, yağmur ve kaynak sularının depolanmasını sağlayarak insan ve hayvanların su ihtiyacını karşılamıştır. Bu yazı, özellikle Didim ve çevresindeki Osmanlı dönemine tarihlenen sarnıçların yapım tekniklerini, kullanım amaçlarını ve yerel hafızadaki yerlerini ele almayı amaçlamaktadır.
Sarnıç kelimesi, genel anlamıyla taş veya kâgir olarak inşa edilmiş su depolarını ifade etmektedir. Batı Anadolu’nun kurak yaz koşullarında doğal su kaynaklarının yetersizliği, sarnıçların hem kırsal yaşamda hem de askerî ve lojistik faaliyetlerde vazgeçilmez yapılar hâline gelmesine yol açmıştır. Didim bölgesi, bu sarnıç kültürünün yoğun olarak gözlemlendiği alanlardan biridir.
Didim ve çevresindeki sarnıçların yapımının Osmanlı döneminde, özellikle 16. yüzyıla kadar uzandığı anlaşılmaktadır. Kaynaklarda, Kanuni Sultan Süleyman Han’ın 1520 yılında Rodos Seferi öncesinde öncü birliklerin konaklaması, donanma ve ordunun su ihtiyacının karşılanması amacıyla bölgede sarnıçlar yaptırdığı; 1522 yılında sefere çıkıldığı bilgisi yer almaktadır. Bu durum, sarnıçların yalnızca sivil yaşamda değil, askerî lojistik açısından da stratejik öneme sahip olduğunu göstermektedir.
Bölgedeki sarnıçlar genellikle 7–8 metre derinliğe sahip yapılardır. Duvarlar taş örgüden oluşmakta, İç çeperler kireç taşı karışımıyla sıvanmakta, Horasan harcına keçi kılı karıştırılarak dayanıklılık artırılmaktadır.
Güneş ve hava almasını sağlayan belirli açıklıklar bulunan bu yapılar, üç ya da dört yönden yağmur ve kaynak sularını toplayacak biçimde tasarlanmıştır. Bazı sarnıçlar kubbeli olup yörede “kümbet” olarak adlandırılmaktadır. Bu tür yapılar, içme ve kullanma suyu temini için kullanılmıştır.
Sarnıçlar, uzun yıllar boyunca bölgede yaşayan Yörük topluluklarına içme ve kullanma suyu sağlamıştır. Yerleşik hayatın sınırlı olduğu dönemlerde bu yapılar, hem insan hem de hayvan yaşamının sürekliliğini mümkün kılan temel unsurlar olmuştur. Bu yönüyle sarnıçlar, yalnızca mimari yapılar değil, aynı zamanda yerel yaşam kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır.
Didim ve Çevresindeki Önemli Sarnıçlar
Sarnıçların büyük bir kısmı Didim–Akyeniköy–Kırıkiçi civarında yoğunlaşmakta olup şu adlarla anılmaktadır:
Armutcuk Sarnıcı (Mustafa Sığırlı, 1954 tamiri)
Çatalalan Sarnıcı (Kerim Tor yeri – göçtü)
Bozseki Sarnıcı
Çavuşoğlu Durmuş Sarı Sarnıcı (Balova)
Güçükburun Sarnıcı (Seyrantepe Camii arkası – Atanaş)
İslamat Sarnıcı (TOKİ karşı bölge)
Karadiken Sarnıcı (Kazıklı yolu)
Koca Palamut Sarnıcı (Tostos yeri – İslamat alt bölge, göçtü)
Kör Amad Sarnıcı
Merdivensiz Sarnıç (Hacı Topal yol sonu)
Muslular Sarnıcı (Ekrem Muslu karşı bölge)
Sadık Sarnıç
Tahtalı Sarnıç (İslamat Sarnıcı güneyi, göçtü)
Yarık Sarnıç (Kırıkiçi benzinlik karşısı)
Didim ve çevresindeki sarnıçlar, Osmanlı döneminden günümüze ulaşan önemli su yapılarıdır. Mimari özellikleri, yapım teknikleri ve kullanım biçimleriyle bölgenin iklim koşullarına uyumlu çözümler sundukları görülmektedir. Bu yapılar, yerel tarih ve kültürel miras açısından korunması ve belgelenmesi gereken önemli unsurlardır.
KAYNAK KİŞİLER
Mustafa Sığırlı (1938–2025), okuryazar, çiftçi, deveci Mehmet Sığırlı (1938– ), okuryazar, çiftçi, deveci Ali Kocakaya (1950–2024), lise mezunu, çiftçi
SAMİ KOCAKAYA
