Neresinden tutsan elinde kalır. Adam sütçü ama senin adamı getirdiğin coğrafya pamukçu. Adam çekmiş beyaz gömleği, giymiş kot pantolonu, uzatmış saçları; bildiğin Amerika’nın endüstriyel tarım işletmecisi. Bizimkiler, anam babam pamukçu; ha bu arada en az 7-8 kuşaktır tüm sosyal belleğiyle pamukçu.
Bu coğrafyaya pamuğu İngiliz getirmiş. Amerika’da iç savaş çıkınca bakmış fabrikalar duracak, “Söke bu iş için ideal koşullara sahip, tıpkı Memphis gibi iklimi var. Bir de tren yolu yaptım mı limana taşırım, bu işi çözdüm gitti” demiş ve taa 1800’lü yıllarda gelmiş pamuk ekimi.
Bir de bazen okumuş çocuklar gelir buralara; pamuğun saksıda yetiştiğini sanırlar. “Vahşi sulamadan vazgeçin, damlama sulama yapın” diye ahkâm keserler. Olsa dükkân senin ama taban suyu 70 santimde, bir de tuzlu ki sorma gitsin. Yıkama yapmadın mı verim alamazsın. Menderes’in milli suyu ilaç olur bu topraklara.
Ha bir de bizde Ata’dan yadigâr TARİŞ vardır; son yüzyılda bu coğrafyaya can veren. Kooperatifçilik olmazsa bu çiftçi kalkınamaz. Çukobirlik, Antbirlik, Fiskobirlik bunlar önemlidir. Bir de Atamızdan yadigâr Devlet Üretme Çiftliklerimiz vardır, tarımsal ürün enstitülerimiz vardır. Bunları bir inceleyin Sayın Gölge Tarım Bakanı.
Bir de gittiğiniz coğrafyada yanınıza iki tane kasaba avukatı almayın. Yörenin, eski yeni fark etmez, Ziraat Odası başkanlarını; pamuğu saksıda değil tarlada yetiştiren çiftçileri yanınıza alın. Bir de o coğrafyanın sosyolojisini iyi çalışın. Ha bir de Gümrük Birliği Antlaşması’nın tarım ürünleriyle ilgili bölümlerini iyi okuyun.
CHP yöneticilerine de önerim; iktidar olmanın yolu ciddi tarım politikasından geçer. Derslerini çalışmazlarsa yine sıkıntı var.
TURGUT TÜRKOĞLU
