Sosyal demokratlar, Türkiye tarihinde yerel yönetimlerde derin izler bırakmışlardır. Çok gerilere gitmeden yakın tarihimize bakalım. Bugün “Halk Ekmek” projesinin mimarı Ahmet İsvan, İstanbul Belediye Başkanıdır. Aytekin Kotil, İstanbul’da kent içi ulaşım projeleri ve su yönetimi ile kente damga vurmuştur. Ankara’da Mimar Vedat Dalokay ve Ali Dinçer, kentin düzenli gelişimine imzalarını atarken; Murat Karayalçın başta Kaleiçi restorasyon projesi olmak üzere, Dikmen Vadisi ve Batıkent yaşam alanları projeleriyle hâlâ konuşulmaktadır.
Bugün herkesin övündüğü TOKİ’nin kurucu isimleri Yiğit Gülöksüz ve Korel Göymen, sosyal demokrat yerel yönetim uzmanlarıdır. İzmir’de Tanzim Satış projesi İhsan Alyanak ile başlamış, Yüksel Çakmur ile devam etmiştir. Evka konut projeleri yine bu belediye başkanları döneminde başlamış, Ahmet Piriştina ile zirve yapmıştır.
Tüm bu başarılı belediye başkanları, koltuklarına “ön seçim” denilen demokratik yöntemle, halkın içinden gelerek ulaşmışlardır. Yani bugün olduğu gibi genel merkez oligarklarının desteğiyle gelmemişlerdir.
Buradan son örnek olarak Kuşadası ölçeğine baktığımızda, yapılması gereken; altı bin üyenin cumartesi-pazar günü ilçe örgüt binasında oy kullandığı basit bir temayül yoklaması yapıp, Kuşadası örgütünün düşüncesini almaktı. Çok zor değildi. Ancak oligarşik yapı yine belirleyici olmak istedi.
Bakın; dört vekilin üçü kasaba avukatı, giden başkan kasaba avukatı, atanan emanetçi başkan kasaba avukatı. Bu hastalıklı yapı, yerel demokrasiyi nasıl geliştirecek, anlamak mümkün değil.
Namuslu ve yetenekli insanların, tıpkı yakın tarihimizde olduğu gibi yerel yönetimlere gelebilmesi için tüm üyelerle ön seçim şarttır. Aksi halde, iş bilmez genel merkez yöneticilerinin kendi çıkarları doğrultusunda seçtikleri isimlerle daha çok sıkıntı yaşarız.
TURGUT TÜRKOĞLU

